Windows Server 2008 R2 Standart için Masaüstü Simge Ayarları

Masaüstü simgelerini normal şartlarda masaüstüne sağ tuş tıklayarak Personalization (Kişiselleştirme), Change Desktop Icons (Masaüstü simgelerini değiştir) bölümünden değiştirmek neredeyse çocuk oyuncağı bir iş. Ancak Windows Server 2008 R2'de malesef kişiselleştirme menüsü açık olarak gelmeyebiliyor. Bu nedenle sistemin içinde pasif olarak bulunan eklentiyi aktif hale getirmek işin en basit çözümü. Bunun için yapılması gerekenleri adım adım aşağıda listeliyorum.

1) Server Manager'ı açın (windows+r tuşlarını kullanarak açtığınız çalıştır/run penceresine servermanager.msc yazarak ulaşılabilir)
2) Features (Özellikler), Add Features (Özellik Ekle)
3) Listeden Desktrop Experience seçeneğini işaretleyip devam edin.
4) Bilgisayarınızı yeniden başlatın

Bilgisayarınız yeniden başladıktan sonra masaüstünüze sağ tuş tıklayarak kişiselleştirme menüsünden istediğiniz simgeleri ekleyip çıkarabilirsiniz.
Ne zaman: 22 Temmuz 2011, Cuma 19:40 - Kim Yazdı: Ben

Plesk Panel yüklü Windows sunucuda MySQL Connector/ODBC 5.1 bağlantı problemi

Yazdığım projeler için Mysql bağlantı sistemi olarak Mysql ODBC 3.51 kullanıyordum fakat karakter setleri konusunda fazlasıyla sıkıntı yaratmaya başlayınca bu konuda daha sorunsuz olan bir üst sürüme geçiş yapmanın zamanın geldiğine karar vererek Connector/ODBC 5.1.8 yükledim. Tabii sürüm yükseltmiş olmama rağmen bir türlü bağlantı kuramadım. Uzun süre araştırdıktan sonra basit bir çözüm buldum. Bu tür bir sorunla karşılaştığınızda yapmanız gereken C:\Program Files\MySQL yolundaki Connector ODBC 5.1 klasörüne sağ tuş tıklayıp Özellikler/Properties penceresini açarak Güvenlik/Security sekmesine psacln özelliğine yazma ve okuma izni vermek olacak.
Ne zaman: 21 Temmuz 2011, Perşembe 19:21 - Kim Yazdı: Ben

Cevirsozluk.com, 51 Dilde Sözlük ve Cümle çeviri

Yeni yayına aldığım dünya dilleri arasında cümle çeviri yapma özelliğine sahip bu sözlük sitesinin temelleri aslında emo akımının türettiği emoca denilen yazım türünden kurtulmak için yazdığım Emoca Çeviri sistemine dayanıyor. Bu sistemi yaklaşık 3 yıl önce sadece Emoca'dan Türkçe'ye çeviri yapabilecek düzeyde kodlamıştım. Emoo.ca adresini 2010 Ocak ayında aldığımda biraz daha geliştirerek internet üzerinde kullanılan dillerin %98'ini kapsayan 51 farklı dili içine entegre ederek servise sundum. Geçen zaman içinde bu sistem günlük ortalama 18, açıldığı tarihten itibaren 8.903 tekil ziyaretçiye ulaştı, 67 farklı sitede konu edildi. Genellikle konu edilen web sitelerinde Türkçe'den Emoca'ya çeviri isteklerinde bulunanların karşısına çıkan "Bunu sana yapamam" iletisi pek anlaşılmadı. Bunun nedeni sitenin kuruluş amacı metinleri Türkçe'yi Emoca'ya çevirmek değil Emoca diye adlandırılan yazım stilinden kurtararak Türkçe'ye çevirmek olması. Aslında "bunu sana yapamam" demek yerine çeviriye izin vermiş olsam sanırım bu iş çok daha popüler olurdu.

Cevirsozluk.com, Emoo.ca'da olduğu gibi 51 farklı dilde çeviri yapmayı mümkün kılıyor. Sitede yer alan dillerin alfabetik listesi şu şekilde; Afrika Dili, Almanca, Arapça, Arnavutça, Belarusça, Bulgarca, Çekçe, Çince, Danca, Endonezya Dili, Estonyaca, Farsça, Felemenkçe, Filipince, Fince, Fransızca, Galce, Galiçyaca, Hırvatça, Hintçe, İbranice, İngilizce, İrlandaca, İspanyolca, İsveçce, İtalyanca, İzlandaca, Japonca, Katalanca, Korece, Lehçe, Letonca, Litvanyaca, Macarca, Makedonca, Malezya Dili, Malta Dili, Norveçce, Portekizce, Romence, Rusça, Sırpça, Slovakça, Slovence, Svahili, Tay Dili, Türkçe, Ukraynaca, Vietnamca, Yidce, Yunanca

CevirSozluk.com cümle çevirinin bazı üstünlükleri
Diller Arasında kolay geçiş: Eski sistemde bulunan dil seçim bölümünde diller arasında geçiş yapmak zorlayıcıydı ve tümü gözükmüyordu. Bu bölüm yenilerek dil seçimleri anlaşılabilir bir arayüzle tamamı gözükecek şekilde sunuldu ve klavye ile diller arasında geçişler kolaylaştırıldı. Dil listesini açtıktan sonra klavyeden yön tuşlarını kullanarak ya da seçmek istediğiniz dilin baş harfini tuşlayıp giriş tuşuna (enter'a) basarak dil seçimi yapabilirsiniz.
Otomatik Dil Algılama: Çevirisini yaptırmak istediğiniz dilin türünü bilmediğiniz durumlarda "Dili Algıla" fonksiyonu imdadınıza yetişebilir. Kaynak dil bölümünden Dili Algıla'yı seçerseniz otomatik olarak dili algılayıp hedef dile çeviri yapmanızı sağlar.
Çeviri Seslendirme: Kaynak dile giriş yaptığınız metini hedef dile çevirdiğinizde hedef dile çevirilen metini seslendirme olanağını bu sistemle sunuldu. Ancak seslendirme sisteminin temel amacı hedef dildeki metinin telaffuzu hakkında bilgilendirmede bulunmak olduğundan çevirilen metinin sadece 180 karakterden oluşması şartı aranıyor.

Örnek bağlantılar;
İngilizce Türkçe Çeviri, Türkçe İngilizce çeviri
Ne zaman: 11 Mayıs 2011, Çarşamba 23:34 - Kim Yazdı: Ben

İşbank'tan Android Kullanıcılarına Müjde: İşcep Android Uygulaması

İş Bankası resmi olarak Android kullanıcıları için İşcep uygulamasını biraz geç kalınmış olsa da geliştirmiş bulunuyor. Böylece eskiden Jar'dan Apk'ya bir internet sitesi üzerinde çevirilen güvenlik konusunda sıkıntıları olduğunu düşündüğüm uygulamanın önüne geçilmiş durumda. Android için geliştirilmiş yeni İşCep uygulamasında bazı yenilikler mevcut. Bunlar günlük ekonomi bültenleri ve en yakın bankamatik-şubeleri gösteren harita eklentileri.

Bu bağlantıdan ya da Android Market'ten İşCep yazarak ulaşacağınız uygulamayı telefonunuza kurduktan sonra İş Bankası internet şubesine girerken sıklıkla kullanmanız gereken CepAnahtar bölümünü etkinleştirmek için İş Bankası Cep Anahtar Aktivasyon sayfasını ziyaret etmeniz gerekiyor.
Ne zaman: 10 Şubat 2011, Perşembe 19:15 - Kim Yazdı: Ben

Android için İş Bankası, İşcep ve Cepanahtar uygulamaları

Htc Hd2 model telefonumda Windows Mobile 6.5 kullanırken İş Bankası İşcep uygulamasını İş Bankasının sunduğu imkanlarla rahatlıkla yükleyip kullanabilmiştim. WM'nin sürekli donmasından şikayet ettiğimden geçen gün Android Froyo 2.2 rom sürümüne geçiş yaptım. İşbank uygulamalarının Android desteğinin olmadığını görünce kala kaldım. Windows Phone 7'ye geçiş yapmayı bile düşündüm. Sonradan internette yaptığım araştırmalar sayesinde bir arkadaşımızın "jar to apk" yazıp aramaları üzerine Netmite sitesi üzerindeki Get APK uygulamasını kullanarak İş Bankası uygulamasını Android'in çalıştıracağı apk'ya dönüştürdüğünü fark ettim. Piyasada Jar'dan Apk'ye çeviren diğer sitelerin ücret aldığını bu sitenin bu işi ücretsiz yapmasını ve bu siteden çevirilen Apk uygulamalarını yüklediğimde uygulamayı çalıştırması için yine aynı siteden bir eklenti daha kurmamı isteyince güvenim sarsıldı. Alternatif ve ücretsiz çözümler ararken MicroEmu bloguyla karşılaştım. Orada anlatılanları uygulayarak Jar dosyasını Apk'ya çevirmeyi zorda olsa başardım. Uygulamaları kurduğumda herhangi bir eklenti kurmaya gerek kalmadı ve bu durum bana daha güvenilir geldi.

Çevirdiğim uygulamaları burada paylaşacağım fakat kullandığınızda doğabilecek sıkıntılardan kendiniz sorumlu olacağınızı unutmayın. Kendi güvenliğinizden emin olmak için benim sunduklarımı değil sizin MicroEmu blogundaki adımları takip ederek uygulamaları çevirip kullanmanızı tavsiye eder ve Android kullanıcıları olarak İş Bankasına ilgili talebinizi iletmenizi öneririm.
Jar formatından Apk'ya çevirdiğim İş Bankası Android Uygulamaları: İşcep, Cepanahtar

İşbank Cepanahtar Aktivasyon;
https://www.isbank.com.tr/Internet/MainPageEnter.aspx?src=CepAnahtarAktivasyon

Not: İş Bankası Android kullanıcılarının talebini dikkate alarak İşCep Android resmi sürümünü yayınladı.
Ne zaman: 04 Şubat 2011, Cuma 18:07 - Kim Yazdı: Ben

HP Laptop Kurtarma Operasyonu ve MS Office Access Sorunu

Eğer HP markalı laptopunuz çöktüyse ve kurtarma bölümü barındırıyorsa. Laptopu fabrika çıkışındaki duruma getirmek zor değil. Fakat bir çok sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceğinizi garanti ederim, şahsen ben kaldım ordan biliyorum. Aslında internette yaptığım araştırmalara göre. Herhangi bir Windows Xp cd'si takarak disk düzenleme bölümüne geldiğinizde kurtarma diski haricinde olan diskleri silip bilgisayarı yeniden başlattığınızda kurtarma diskinden sistem başlayarak kurtarma operasyonunu yönetebileceğiniz söyleniyor. Fakat benim elimde Xp olmadığından birinci bölümü silme şansım olmadı. Bu yüzden farklı bir yol seçtim. Elimde bulunan Windows 7 işletim sistemi dvd'sini kullanarak komut istemi penceresine kadar ulaştım. Burada yaptığım şey, kurtarma bölümünü birincil olarak ayarlayıp sistemin oradan başlamasını sağlamak oldu. Bunun için komut istemi sayfasında şu adımları takip ettim;
1- Diskpart
2- Diskpart> List Disk
3- Diskpart> Select Disk 0 (Seçmek istediğiniz hard disk)
4- Diskpart> List Partition
5- Diskpart> Select Partition 3 (Kurtarma bölümünü seçin)
6- Diskpart> Active

Normalde aktif diski seçmek için Denetim Masası\Sistem ve Güvenlik\Yönetimsel Araçlar\Sabit disk bölümleri oluştur ve biçimlendir bölümüne giderek istediğiniz diske sağ tuş tıklayıp aktifleştirme yolunu kullanabilirsiniz. Fakat her zaman aktifleştirmeniz için bir seçenek olmayabilir. Sanırım böyle durumlarda yukarıda ki adımları takip etmeniz en iyi çözüm olabilir.

Gözlemlediğim başka bir sorun, sisteme yüklenen Office programlarından olan MS Office Access ile alakalı. 30-40 kayıt ve daha fazlasını içeren tablolar açmak istediğinizde sistemden yanıt alamıyorsunuz. Bunun temel sebebi parmak izi okuyucusuna ait sistemdeki yazılım. En kısa çözüm yolu. Ms Access'in kaynağına ulaşıp sağ tuş özellikler dedikten sonra Uyumluluk bölümünün altında bulunan Tüm kullanıcıların ayarlarını değiştir kısmından bu programı yönetici olarak çalıştır seçeneğini aktif hale getirmek.
Ne zaman: 30 Ekim 2010, Cumartesi 15:23 - Kim Yazdı: Ben

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı; İnternet mi, Sokak mı?

Bugün 2010 Ekim'in 29. günü, bu tarih Türkiye Cumhuriyet'inin kuruluşunun 87. yıl dönümü olduğu anlamını taşıyor.
K. Atatürk tarafından 29 Ekim 1923'te kurulmuş cumhuriyet ve aynı zamanda en büyük bayram olarak ilan edilmiş, her yıl dönümünde kutlanan bir gün.

Ben biraz sıkıntılıyım. Eski ile yeni arasında farklılıklar görüyorum. Zaman geçtikçe değişimin gerçekleşmesi kaçınılamaz elbette. Ancak gördüğüm değişim, benimsemek isteyeceğim ya da seveceğim yönde değil. Sıkıntım da burada başlıyor. Aslında eskiyle yeniyi karşılaştırıp "ahh, eskiden burası hep dutluktu" muhabbeti açmayı istemiyorum.
Ama anlam veremediğim bu değişimden söz etmeden geçmekte olmaz ya.
Belki bundan 10 yıl önce her yıl okulun bando takımı ilk önce sokaklarda gezip, sonra okul bahçesine dönüldüğünde gerçek bir bayram yaşandığını hatırlıyorum. Bugün ise böyle bir bayram ile karşılaşmadım ya da duymadım. Gerçi bende çıkmadım ya sokağa, bütün günü evde internet başında geçirdim.

Tembellik!
Evet, benim yaptığım tembellik. Cumhuriyet'i kuran nesil bizim kadar tembel olsaydı var olurmuyduk acaba?... Sanmıyorum. Yavaş yavaş yok mu oluyoruz?... Sanırım. İnternet'te sosyal ağlardaki profillere Türk bayrağı, Atatürk resimlerinin geldiğini görüyorum. Şu an için en iyi yapabildiğimiz şey sanırım bu. Sokağa çıkmak yerine, internetteyiz. Sokakta kutlamak yerine, internette bayramı beğeniyoruz. Bu benim canımı sıkıyor.

Kendi kendime soruyorum "internet mi, sokak mı?"
Verdiğim yanıt, şüphesiz "sokak"
Ne zaman: 29 Ekim 2010, Cuma 19:17 - Kim Yazdı: Ben

Fatmagül Suçlu Bulundu, 7/24 göz hapsi isteniyor

Toplum içinde "Fatmagül'ün Suçu Ne?" sorusunu sıkça duyduğumuz son günlerde, her kafadan farklı bir cevap çıkınca soruya net bir cevap bulunamadı. Çoğu zaman soru yanıtsız kaldığından, insanlar içinde iyiden iyiye merak uyandıran bu soruyu fark eden polis doğru cevabı bulmak için devreye girerek dün sabah erken saatlerde derinlemesine bir araştırma için düğmeye bastı.

"Soruya içtenlikle cevap aradık, cevap gecikmedi"
Basına açıklama yapmakla görevli olan polis memuru, sözlerinde "bu soru kalıbını son zamanlarda sıkça duyar olmuştuk. soru bize intikal edince, kamu davası haline dönüştü. suçlu ya da suçluları bulmak için gerekli araştırmaları hemen başlattık." ifadelerini kullanarak, toplum içinde ki soru ve sorunlara karşı ne kadar duyarlı olduklarını ve sistemin ne kadar hızlı çalıştığını aktardı.

Sözlerine "soru toplumdan çıktığına göre ilk önce toplumun görüşlerini almamız gerektiğinin farkındaydık. toplum içinde merak uyandıran bu soruya, atalarımızın söylediği 'arayan mevlasını da bulur, belasını da' sözünden ilham alarak içtenlikle cevap aradık, cevap gecikmedi. toplum içinde yaptığımız araştırmalarda genellikle Fatmagül' ün suçsuz, asıl suçlunun Bihter olduğu yönünde duyumlar almıştık. doğrusu ne diyelim toplumdan aldığımız duyumlar yetersizdi. sonra tarafların ifadelerini de dinleyip, birde olayları bize ulaştırılan video görüntülerinden yararlanarak farklı pencerelerden inceledik. uzman ekibimiz görüntüleri incelediğinde fatmagül'ün suya elbiselerle girerek gençlere karşı mal varlığını teşhir ettiğini tespit etti. dolayısıyla bu durumda tecavüz kaçınılmazdı. ohh olsun." diyerek devam eden yetkili "yaptığımız araştırmaların sonuçlarını yetkili mercilerle paylaştık. ayrıca bu olay üzerinde araştırmalarımızı yaparken Fatmagül hanımın görüntülerine benzer görüntüleri ogs (otomatik geçiş sistemi) kameralarında tespit ederek eşleştirdik, meğer otomatik geçiş sisteminden de kaçak olarak geçiyormuş" dedi.

Teşhircilikle suçlanan Fatmagül'e göz hapsi
Edinilen bulgulardan yararlanan yetkililer yaptıkları ilk açıklamada Fatmagül kendini teşhir ederek gençlerin başını döndürdüğünden dolayı bu olayda suçun Fatmagül'de olduğunu ifade ederek 7/24 göz hapsi istenildiğini bildirdiler. Bildiriyle birlikte topluma göre suçlu olan Bihter hanım(22) aklanmış oldu. Yetkililere OGS (otomatik geçiş sistemi) konusu sorulduğunda ise "bu konuya şimdi girmeyelim, girersek çıkamayız. ama emin olun adalet elbet bir gün tecelli edecektir." cevabı alındı. Son olarak yöneltilen "peki, gençlerin yaptığı doğru mu?" sorusuna yetkililer "çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tamam mı?" * şeklinde cevap vererek açıklamalara son noktayı koyduklarını ifade ettiler.

Fatmagül yaşadığı olaylar karşısında sessizliğini korurken, tecavüzcü gençler ise "her koyun kendi bacağından asılır. koyunu kurtarmak için suya girmeseydi, kendini teşhir etmemiş olurdu. eşeğin aklına karpuz kabuğunu o düşürdü. Ve bu olayı biz, bizim gibi zengin insanlardan para koparmak için yapılmış bir oyun olarak değerlendiriyoruz. Tek üzüldüğümüz nokta onu tekrar deredeki gibi ıslak halde görebilmek için harcadığımız iki şişe tekila'dır." diyerek kendilerini savundular.

Not: Aslında bunun yeri zamanı burası değil. Bu konuyu Zaytung.com için düşünmüştüm. Fakat ilk yalan haber denememi onların "dizi vb. türde olan, anlaşılması için daha önceden bilgi sahibi olunması gereken haber yapmak günahtır" uyarısını görmeden yazmış bulundum. Kısmet burayaymış.
Ne zaman: 08 Ekim 2010, Cuma 12:52 - Kim Yazdı: Ben

Kritik Bir Günün Eğlencesi

Bugün aslına bakarsak hayatımı etkileyecek kritik ve sıkıntılı bir gün geçirdim. 28 Eylül'de bir 72 saat sonra işimi ve orantılı olarak hayatımı etkileyeceğini öğrendiğim önemli bir ileti almıştım. Neyse ki hiç bir yan etkisini görmeden bu durum beni teğet geçti. Tabii bunu yarın sabah olduğunda daha açık olarak anlayacağım.

Zor bir gün olduğundan gün geçmek bilmedi. Yapacak bir şeyler arayıp durdum kendime. Kalktığımda bir süre bilgisayar başında geçirdikten sonra annemin hazırladığı kahvaltı masasına oturdum ve günün ilk yemeğini yiyerek tekrar bilgisayar başına geçip günlük tekrarlayan işlerimi tamamladım. Ardından iyice sıkıntıyı hissedince ilk önce gitar çalmayı düşündüm. Sonra daha eğlenceli bir şey buldum kendime. Tabi bunu anlattığımda aklımı kaçırdığımı düşünebilirsiniz. Belki denk gelmişsinizdir NTV'de Serdar Kılıç ağabeyimizin Doğada Tek Başına isminde sunduğu bir program var. Yaptığı programda kendisini oldukça başarılı bulduğumu belirtmeden de edemem.

Ben oturup acaba bu programda olan biteni kendime uyarlayarak evde bir video çeksem ne olur diye düşündüm. Düşüncesi bile beni oldukça eğlendirdi. Hiçbir ön hazırlık yapmadan hemen işe koyuldum. Kameramı, video çekiminin başında bir yere sabitledim. Sonrası ise şu şekilde doğaçlama bir monolog olarak gelişti;

Merhaba doğa düşkünü sevgili seyircilerim,
Bugün sizlere vahşiliğiyle bilinen bizim evden sesleniyorum. Bulunduğum bölgede yaşamda kalmak için doğa ile iyi anlaşmak şart. Zor koşullar altında tam bir gün geçirip evin kapısına kadar ulaşmayı hedefliyorum. Evde tek başınayım ve beni yolculuk boyunca nelerin karşılayacağını bilmiyorum. İtiraf edeyim bu yüzden birazcık korkmuyor değilim. Eeee, ımmm, saatlerimiz şu an eti kemik geçiyor. Tamam, farkındayım kötü bir espri oldu. Özür dilerim.
Şimdi sizlere bazı ip uçları vermeye başlıyorum; Doğaya çıktığınızda yanınıza almanız gereken en temel öğelerden bir tanesi seccadedir. Bu seccade yolculuğunuz boyunca size her yerde yardımcı olacak ve sizin korunmanızı sağlayacaktır.
Artık yolculuğumuz başlıyor ve kamera benim yönetimimde.
Şu anda bir çanta görüyorsunuz, içinden ne çıkacağı belli olmadığından fazla yaklaşmamak gerekiyor. Her an içinden zararlı bir şeyler çıkabilir. Bu yüzden yolumuza devam edelim. Karşımızda bir çift ayakkabı görüyoruz. Terk edilmiş ve kimin olduğu belirsiz. Yılan derisinden olduğunu tahmin ediyorum. Bu tür ayakkabılara temkinli bir şekilde yaklaşmanızı öneririm. Bakalım zararlı bir ayakkabı mı?
Neyse ki değilmiş. Eğer bu tür bir ayakkabıyı doğada görürseniz, bundan nasıl yararlanabilirsiniz onu sizlere anlatacağım. Yanınızda şarap varsa bu ayakkabının içine dökerek gösterdiğim şekilde içebilirsiniz. Yılan derisi ayakkabı, şaraba farklı bir tat katarak içimi güzelleştirecektir. Bunu mutlaka denemelisiniz. Doğadan aldığımızı tekrar doğaya bırakarak yolumuza devam edelim.
Burada küçük bir ev görüyoruz. Yakınında insan bulunmuyor. Eğer istersek kapısını tıklatıp içerde kimse olmadığını gördüğümüzde eve girebiliriz. Ev sahipleri geldiğinde bizi tanrı misafiri olarak kabul ederler. Ancak hiç bulaşmaya gerek yok. Burada şimdi kelebekleri görüyoruz, fakat bugün uçmuyorlar biraz durgunlar. Sanırım canları sıkkın, aldırmadan ilerleyelim. Bir teknoloji ürünüyle karşı karşıyayız, ama şimdiden bu kadar detaya inerek sizlerin kafalarını karıştırmak istemem. Bu yüzden takılmadan yolumuza devam ediyoruz. Şu ana kadar seccademizi hiçbir şekilde kullanmadık. Çünkü seccadeyi kullanabileceğimiz bir ortam oluşmadı. Yine de ben size seccadenin hangi alanlarda kullanılabileceğini anlatmak istiyorum. Eğer doğada tek başına ilerlerken karşınıza tehlikeli bir durum çıkarsa yapacağınız ilk şey seccadeyi yere sermek ve gösterdiğim gibi namaz pozisyonuna geçmektir. Bunu yaptığınızda tüm tehlikeleri bertaraf edebilirsiniz. Yine doğayla ilgili başka bir ipucum ise; doğada susuz kaldığınızda, doğal olarak suya ihtiyacınız artacak. Bu durumda doğadaki ipuçlarından yararlanıp doğayı okuyarak suya ulaşabilirsiniz. Şu anda karşımızda masa ve sandalyeler görüyoruz. Bu demek oluyor ki o bölge bir mutfak. Mutfak ise içilebilir suya işarettir. Mutfağa doğru ilerleyelim.
Mutfağa ulaştık, karşımıza bir adet tava ve küçük bir tabak çıktı. Buradaki kalıntılardan az önce birisinin yumurta yiyerek kahvaltı ettiğini anlıyoruz. Sanırım o bendim. Sonunda suya ulaştık, çeşmeyi açtığımızda eğer su sesini duyuyorsak orada su var demektir. Su sesini duyduk ve burada su var. Bir bardak alalım. Bakalım temiz mi? Temiz. Sorun yok bardağı suyla dolduruyoruz. Fakat aksilik, bardak ağzına kadar doluyor. Bu gibi durumlarda suyu üzerimize dökmemek için azıcık yere dökebiliriz. Suyumuzu içelim. Evet, doğada ender rastlanan temiz ve içilebilir, su ihtiyacımı karşılamaya yetti. Artık buradan ayrılma vakti geldi. Balta girmemiş bir odaya doğru ilerliyorum. Hava kararmaya başladı. Kalabileceğim bir barınak yapmam gerekiyor. Sanırım uygun bir bölge buldum. Burada sel olma ihtimali düşük, görüldüğü gibi üstümüz kapalı. Yer laminat fakat sert, bir halı döşenebilir. Nitekim öyle yapıyorum. Etraftan bulduğum bir sehpa ve yanımda taşıdığım seccade ile barınağımı yapıp günü bitiriyorum. Ertesi gün olduğundaysa kapıya kadar ulaşıp macera dolu yolculuğumu tamamlıyorum.

Tabi sonra çektiğim bu video'yu imha ettim. Kötü olduğundan değildi, çekerken kamerayı bir ters bir düz çevirmişim. Bu yüzden bilgisayarda izlerken boynum tutuldu kafamı yan çevireceğim diye. Hele bir ara ters bir çekim görünce ne yapacağımı şaşırdım. İzlemek için monitörü ters çevirmek gerekiyordu. Düşünün o derece...

Akşam arkadaşlar ile buluşunca biraz bahsettim onlarada ne tür bir delilik yaptığımdan. Deli misin gibi tepkiler alsamda eğlendik. Bu sıkıntılı günün sonunda bir delilik olarak buraya not düşmesem olmazdı herhalde. Belki tekrar bu konuya uygun video (bu sefer düzgün) çekip buradan paylaşabilirim.
Ne zaman: 02 Ekim 2010, Cumartesi 02:38 - Kim Yazdı: Ben